16 Haziran 2026 Salı

Kül ve gökyüzü

 Zamanın kırıldığı o dar sokakta,

Adımlarım ağır, gölgem benden uzakta.

Bir kentin uğultusu çökerken omuzlarıma,

Sustuğumuz ne varsa, feryat figan bu parkta.


​Dokunsan dağılacak bir sis gibiyim,

Kendi masalımın en yabancısı, en sürgünüyüm.

Ne geçmiş bağlar beni artık ne de gelecek,

Ben bu gece, iki nefes arasındaki o son düzlüğüm.


​Yüzümde asılı kalan o solgun tebessüm,

Bir yangından arta kalan sessiz külüm.

Yıldızlar dökülürken avuçlarımdan bir bir,

Sana yürümek, uçurumlardan atlamak gibi...


​Duymuyor kimse, bu derin, bu dilsiz sızıyı,

Kendi ellerimizle sildik o eski yazıyı.

Ama saklama gözlerini, bırak aksın içime,

Varsın bu son nefes uğurlasın içimizdeki o en güzel yarayı.

Geçmedi

Geceyi dinledim uzun uzun.

Her şey geçiyor dediler.

Geçti.

Günler geçti, aylar geçti, mevsimler geçti.

Ama bazı duygular geçmedi; yalnızca isim değiştirdi.

Özlem oldu, sessizlik oldu, hatıra oldu.

Ve bir gün, aynaya baktığımda fark ettim:

Kaybettiğim şey bir insan değilmiş.

Ona inanırken olduğum kişiymiş.

Belirsizlik Üzerine

 İnsan, en çok cevabını bilmediği şeylerden yorulur. Beklemekten değil; neyi beklediğini bilmemekten. Bir kapının açılmasını beklemek kolaydır belki, ama o kapının var olup olmadığını bilmeden beklemek ağır gelir.

Belirsizlik, hayatın en sessiz sınavlarından biridir. Ne tamamen kaybetmişsinizdir ne de kazanmış. Ne gitmişsinizdir ne de kalmış. İnsan böyle zamanlarda iki kıyı arasında kalmış bir tekneye benzer; rüzgâr eser ama hangi yöne gitmesi gerektiğini söylemez.

Oysa hayatın en büyük dönüşümleri çoğu zaman belirsizliğin içinden doğar. Tohum, toprağın altında ne zaman filizleneceğini bilmez. Şafak, gecenin hangi dakikasında başlayacağını haber vermez. Nehir, denize ulaşacağını görmeden akmaya devam eder.

Belki de belirsizlik bir eksiklik değil, bir davettir. İnsanın kontrol etmeyi bırakarak güvenmeyi öğrenmesi için bırakılmış görünmez bir boşluk. Çünkü her şeyin önceden bilindiği bir dünyada cesaretin anlamı kalmazdı. Cesaret, sonucu garanti olmayan bir yolda yürümeye devam etmektir.

Bugün seni yoran şey, yarın hayatının yönünü değiştiren dönüm noktası olabilir. Şu an karanlık görünen yol, belki de seni yanlış yerlerden uzaklaştırıyordur. Çünkü bazı cevaplar aranırken değil, yaşanırken ortaya çıkar.

Belirsizlik rahatsız eder; çünkü insan netlik ister. Ama bazen hayat, bize yolu göstermek yerine yürümeyi öğretir. Ve çoğu zaman geriye dönüp baktığımızda anlarız ki, korktuğumuz sisin içinde aslında kaybolmamışız; sadece büyüyormuşuz.

Ve belki de belirsizlik, hayatın bize söylediği şu cümledir:

"Henüz bilmiyorsun diye, güzel olmayacağı anlamına gelmez."

3 Haziran 2026 Çarşamba

İnsanın İklimi

 Gökyüzü her akşam

aynı maviliği topluyor üstüne,

ama hiçbir gün

bir öncekine benzemiyor.


İnsan da öyle işte;

aynı yüzle bakıyor hayata,

ama her gün

içinde yeni bir mevsim taşıyor.

1 Haziran 2026 Pazartesi

Parça Parça

Kalabalıklar insanı çoğaltmaz,

Sadece parçalarına ayırır.

Bir parça gülümser,

Bir parça susar,

Bir parça hiçbir yere gitmez.


Ve sen sanırsın ki tamsın,

Oysa sadece dağınıksın.

18 Ocak 2026 Pazar

Kendimizi İhmal Etme Sanatı (!): Neden Her Şeye "Evet" Diyoruz?

 

Hani şu arkadaşın seni hiç sevmediğin bir kafeye çağırdığında, aslında evde pijamalarınla dizi izlemek isterken "Ay çok isterim, geliyorum!" dediğin o an var ya... İşte tam o anı konuşalım.

​Neden yapıyoruz bunu kendimize?

​"Ayıp Olur" Diye Diye Kendimizi Bitirdik!

​Psikolojide buna "People Pleasing" yani başkalarını memnun etme çabası deniyor. Ama biz aramızda buna kısaca "hayır diyememe hastalığı" diyoruz. İçimizden bir ses sürekli şunu fısıldıyor:

​"Şimdi hayır dersem bana küser mi?"

​"Beni bencil sanırlar mı?"

​"Aman ağzımızın tadı kaçmasın, ben giderim n'olacak..."

​Valla ne olacak söyleyeyim ; olan senin enerjine, vaktine ve o güzelim akşamına oluyor.

​Sınır Çizmek Kabalık Değil, Bir Hayatta Kalma Meselesi

​Bak şimdi, sınır çizmek demek insanlara duvar örmek ya da herkese ters yapmak demek değil. Aslında kendine "Seni seviyorum ve senin dinlenmeye de ihtiyacın var" demek.

Şunu unutma: Her şeye "evet" dersen, senin "evet"inin bir kıymeti kalmaz. Herkes senin her zaman "orada" olduğunu bilirse, bu sefer senin sınırların değil, başkalarının istekleri senin hayatını yönetmeye başlar.

Peki, Ne Yapacağız? 

​Hemen yarın herkese "hayır" diye bağır demiyorum tabii, ama ufak ufak başlayabiliriz:

Düşünmek İçin Vakit İste: Birisi bir şey istediğinde hemen "tamam" deme. "Bir programıma bakayım, sana dönerim" de. O arada gerçekten isteyip istemediğini ölçersin.

Dürüstlük En Güzeli: "Bugün gerçekten çok yorgunum, başka bir zaman yapsak olur mu?" demek seni kötü bir insan yapmaz, sadece insan yapar.

Suçluluk Hissini Serbest Bırak: "Hayır" dediğin için içini bir huzursuzluk kaplayacak, biliyorum. O an derin bir nefes al ve "Şu an kendime vakit ayırmayı seçtim" de.

Son Söz...

​Sen bir süper kahraman değilsin ve herkesi aynı anda mutlu edemezsin. (Zaten denesen de birileri mutlaka bir şeye bozulur, kaçış yok!) O yüzden önce kendi bardağını doldur ki, başkalarına da verecek enerjin kalsın.

​Kendine iyi bak, çünkü senden bir tane daha yok!

İNSAN

İnsan, doğduğu günden beri dünyayı anlamaya çalışıyor; ama en çok kendine yabancı kalıyor. Bir ömür boyunca başkalarının gözünde iyi görünme...